Pazar, Mayıs 27, 2012

SÜS vol 2

Efenim sofra üstü sözlerimize çok ara vermeyelim ki gelecek kuşaklar bize yine aynı şeyleri söylemesinler :)

İşte benim SÜS vol 2:

"Yumurta fazla haşlanmaz, kadınlar asla yaşlanmaz"

Resimdeki sanatçımızı muhtemelen uzaylı kategorisine koymak gerekirse de yine de insanlık için iyi bir örnek teşkil edebilir. Saygılar..


Çarşamba, Mayıs 16, 2012

Kısa Bir Aradan Sonra

Evet, azıcık (!) ara verdik kupayı almak için ama olsun :)

Futbolcular ve Aykut Kocaman'a: Yaklaşık bir yıldır yaşatılan onca sıkıntı ve travmaya rağmen göstermiş olduğunuz azim ve sabır için saygıyı hak ediyorsunuz her şeyden önce. Bu maçı alamasaydınız da bu böyleydi.
Yüreğinize, inancınıza sağlık.

Alex De Souza'ya: Sen bir tanesin. Vakurluğuna, yeteneğine, aklına, her şeyine, her yerine sağlık :)

Bursa taraftarına: Tebrikler, saygılar

Bir Türkiye Kupası daha ne zaman alacağızdır bilinmez, uzun yıllar alabilir :) Bu yüzden iki elim kanda da olsa bugün birkaç kelime yazmam gerekiyordu. Kendime hatıra yani :)

Şimdi elimdeki müthiş polisiye kitabı bitirmem gerekiyor. Haydi kalın sağlıcakla...




Pazar, Mayıs 13, 2012

Kaybedilenin Ardından



On iki yıl önce lanet bir hastalık yüzünden, gün geçtikçe gözümün önümde eriyip giden babamı, doktor olduğum halde ellerim zincirlenmiş gibi hiçbir şey yapamadan öylece izlemenin,

Onun yüzüne karşı "dayan babacım, her şey iyi olacak babacım" derken, hemen arkasından hastanenin tuvaletine gidip hıçkıra hıçkıra ağlamamın,

Kendin dışında herkese güçlü görünmeye çalışmanın,

İçin kan ağladığı halde ağzından güzel şeyler duymak için bekleyen insanların umutlarını taşımanın,

Gittikçe ağırlaşmanın,

Gördüğü ağır tedaviler ve ilerleyen hastalığı sonucunda eskisinden bile daha sağlıksız görünen o gözleri ile gözlerime bakarken yüreğimde hissettiğim acının,

Onun su bile içemeyişine, yutkunamayışına, nefessiz kalışına şahit olmanın ama maalesef ki  hiç bir şey yapamamanın o delici acısını hiç bir şekilde tarif edemem.
Allah böyle birşeyi kimseye yaşatmasın.

Ne alaka değil mi bu yazdıklarım?
Ne saçmalamışım ki ben böyle bir günde?

Bilmem...

Birkaç yıldır tuhaf oluyorum böyle günlerde.  Annesini kaybeden arkadaşların yaşadığı burukluğu düşününce böyle yazmak geldi içimden. Geçen yıl yazacaktım vazgeçmiştim, belki de yanlış olur diye. Ama bu yıl içimdekini yazmak istedim işte.

Son yıllarda sosyal ortamlarda böyle günler kutlamanın pek de gerekli olmadığı belki de ağır basıyor içimde. Belki de yaş ilerledikçe böyle düşünüyorum, bilmiyorum...

Kaybedilen bir sevdiğin ardından yaşamak çok zordur bilirim.  Ama yaşamak zorundasındır. Allah bizlere; annelerini, babalarını ya da yakınlarını kaybetmiş tüm arkadaşlarıma sabır versin inşallah.


....ve canım annem. Ben seni anlatamam ki.. Benim o kadar kelimem yok.
Sadece şunu söylüyorum hep, Allah benim mutluluğumdan alsın sana versin inşallah, Allah senin o güzel dizlerini başımın altından eksik etmesin.

Tüm annelerin gününü kutluyorum.


Haydi kalın sağlıcakla ve duayla...


Cumartesi, Mayıs 12, 2012

Derbilerin Arkadaş Sayısına Etkisi

Birkaç gündür arkadaş sayımda sürekli bir istikrarsızlık söz konusu. Bir gün 3-5 kişi azalıyor, sonra bir bakıyorum ki artmış.

Bu hareketlenmenin bugünkü derbi ile bir ilgisi olup olmadığının merakı içerisindeyim.

Bu durumun sebebinin, "Abi ya kaybedersek halim nice olur, du ben şu feys hesabımı bi dondurayım, skora göre bakarız" ya da "yok yok, olur mu yensek de yenilsek de aslanlar gibi burdayım" uçları arasında gidip gelme psikolojisinden kaynaklanması ihtimali yüksek görünüyor. İzlemek keyifli :)

Benim gönlümün nerede olduğu aşikar. En güzel sarı-en güzel lacivert.

Ne diyelim, iyi olan kazansın, kavgalar olmasın...








Cuma, Mayıs 11, 2012

Sofra Üstü Sözler vol 1

Allah vergisi güzel bir iştah olunca, dolayısıyla yemek masasında normalden daha fazla zaman geçirince insan bu zamanı daha verimli, daha faideli geçirmek istiyor efendim.

Gelecek kuşaklar, "atalarımız sadece yemişler içmişler, hiç sosyal mesaj vermemişler" demesinler diye sofra üstü sözler (SÜS) arşivi oluşturmaya karar verdim. Kah acı kah tatlı, haydi bakalım bismillah...

Sofra Üstü Sözler vol 1:

"Ekmek banmadan yemeğin tadı, aptal olmadan aşkın adı olmaz"

(to be contunied)








Pazartesi, Mayıs 07, 2012

En Güzel Öpücük


Yazasım geldi. Hafif depresif, hafif melankolik...

Bazen dalar giderim ben kısa sürecik de olsa. İşte öyle konfü bir günümdeydim ki, üç buçuk yaşında dünya tatlısı bir yaratık (Not: hepimiz yaratılmış olduğumuz için, bu kelimeyi nahoş anlamda kullanmıyorum). 

Neyse işte - ne diyordum bu dünya tatlısı yaratık, bir elinde cips, bir elinde çikolata ile bana muayene oldu. Hasta, yaklaşık 8-9 aydır takip ettiğim bir "otistik bozukluk" hastası. Sosyal iletişimi sıfıra yakın, göz teması sıfıra yakın, konuşma hemen hemen hiç yoktu ilk muayeneye geldiklerinde. Ne ailesiyle, ne de benimle, ne de yaşıtlarıyla. Bugün bana dördüncü kontrolüne geldi. Kontrolünü oldu ve gitti...

Gitti ve ben günlük konfü halime devam ettim. Sanki azıcık daha farklıydım ama.
Oturdum... Öylesine aklımdan geçenleri yazasım geldi..

-Geçici öfkeler
-Kalıcı aptallıklar
-Yıkıcı sakarlıklar
-Üretim fazlası defolu düşünceler
-Empati eksikliği ve hatta patolojik empati
-Sanal mesafeler
-Sezonunda söylenmeyen, sezon sonunda ifade edilmeye çalışılan ancak kendi değerinin %70-80 altında anlam taşıyan duygular
-Pencereden dışarı sarkan ama bir türlü içeriye alınamayan umutlar, 
-Sağda müsait bir yerde inen saygı ve minnettarlık,
-GDO'lu beyinler 
-Omuzumdaki yükler
-Anlaşılamamanın ağırlığı
-Taklit etmekten başka hiç bir görevi olmayan aynalar
-Her günün farklı maskeleri 
-Bazı insanların hayatlarında olduklarının ve onlar için önemli olduklarının bile farkında olmayan birtakım "yaşargezerler"
-Farkındalığın uzaklığı
-Bazı zamanlar ruhun "suskunluk grevleri"
-Bazı zamanlarda da "istikrarsızlığın istikrarı"

-vs...
-vs...

Listeyi uzatmak mümkün, ancak, tüm bunların arasında, bugün muayeneye gelen ve her kontrolde daha iyi olduğunu gördüğüm, üç buçuk yaşındaki o dünya tatlısı yaratığın, bana doğru koşturarak, o cipsli-çikolatalı-yağlı ve sulu  ağzıyla yanağıma kondurduğu  o öpücük var ya...  Var işte o ! İyi ki var !  Her şeye değiyor ! Tüm tatsızlıkları unutturuyor ! Sekiz saatlik uykuya eş değer, nasıl dinlendirici, nasıl hafifletici !

Paylaşmak istedim.
Hayatımın en sulu ve tatlı öpücüğüydü :)

Haydi kalın sağlıcakla, tatlı öpücükler eksik olmasın hayatınızdan...